Solo, 1978 yılından bu yana evlere sessizce giren, gündelik hayatın vazgeçilmezlerinden biri oldu. Büyük vaatler yerine, işe yarayan ürünler sunmayı seçti. Yıllar boyunca da “hem kaliteli, hem hesaplı” olmanın ne demek olduğunu, abartmadan ama istikrarlı bir şekilde gösterdi. Tuvalet kâğıdıyla başladı, zamanla kâğıt havluya, peçeteye, mendile uzandı. Mutfakta, banyoda, çantada… Nerede ihtiyaç varsa orada oldu. Solo’nun dili de hep aynı kaldı: sade, akılda kalan ve samimi. 1989 yılında hayatımıza giren “eller” simgesi ve kulaktan kulağa yayılan “Solo Solo Solooo” müziği, markayı yalnızca bir ürün değil, bir alışkanlık haline getirdi. Zamanla bu semboller, Solo’nun anlatmak istediği şeyi tek başına ifade etmeye başladı. “Hem kaliteli, hem hesaplı” sözü, bir slogan olmaktan çıkıp markanın özü haline geldi. Solo, yıllar içinde değişen ihtiyaçlara uyum sağladı ama tanıdık hissini hiç kaybetmedi. Çünkü Solo’nun hikâyesi; büyük laflardan değil, her gün fark etmeden güvendiğimiz küçük anlardan oluştu.